“Kadına Fırsat Verilirse Tek Başına Devrim Yapar!” | Yeni Alanya Gazetesi
Yeni Alanya Gazetesi - yenialanya, Alanya'da Haber Yeni Alanya Gazetesi’nden takip edilir.News, E-Gazete, Son Dakika Haberler, magazin, spor, real estate, immobilien, hava durumu, canlı kamera, nöbetçi eczaneler, anketler, oteller YENİ ALANYA GAZETESİ’NDE!"
Ana Sayfa GÜNDEM, RÖPORTAJ, Üst 4lü 9 Temmuz 2019 42 Görüntüleme

“Kadına Fırsat Verilirse Tek Başına Devrim Yapar!”

Müge Gezginci'yle röportaj yapmak üzere ikindi saatlerinde randevulaşıyoruz, oldukça yoğun bir temposu var çünkü. Kendisini ofisinde ziyaret etmek üzere yola çıkıyoruz. Alanya'nın en hararetli saatleri, konum olarak yakın olduğumuzdan yürümeyi tercih ediyoruz ve kavurucu sıcağı iliklerimize kadar hissediyoruz... Bu ayki "Portre" köşemizin konuğu Antalya Barosu Alanya Kadın ve Çocuk Hakları ile Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Kurulu üyesi Avukat Müge Gezginci. Bu kadar mı? hayır, aynı zamanda faal olarak da siyasetin içinde. Bir de dernekleri var ve tabii ki konu yine kadın... Kadın Haklarını Koruma Derneği oldukça faal bir dernek. Avukat olarak çalışan gönüllüler, psikolog, doktor, gazeteci ve her kesimden destekçileri var. "Artık Alanya'da kadınlar örgütlü olmalı!" diyerek kolları sıvayan kadınlar adına Müge Gezginci bu girişimlerini ve sonuçlarını dergimize anlatırken aynı zamanda kendisini de tanımış oluyoruz.
Röportajlar

“Kadına Fırsat Verilirse Tek Başına Devrim Yapar!” Ropörtaj: Alper Kutay Erke

Öncelikle Müge Gezginci kimdir? Kendinizi anlatmakla başlar mısınız?

1985 doğumluyum. ilkokula Aksaray’da başladım aslen Aksaraylıyız biz ama 20 yılı geçti Alanya’da yaşıyorum, Alanyalı sayılırım buralı oldum. İlkokul üçten sonrası, Ortaokul, Liseyi Alanya’da okudum, ondan sonra üniversite sınavına girdim hukuk fakültesini kazandım. ’da hukuk fakültesini okudum, yüksek lisansımı yine aynı şekil da yaptım. 1- 2 yılda mesleki tecrübe edinmek amacıyla çalıştım, avukatlık stajımı ’da yaptım. Yine üniversitesinde profesör olan Fatih Sela Mahmutoğlu isimli hocamızın yanında da bir süre avukatlık yaptım ve sonra Alanya’ya geldim. Ağabeyim de avukat zaten beraber çalışıyoruz. Yıllar boyunca daha doğrusu ortaokul lise yıllarımdan beri sivil toplum kuruluşlarının, derneklerinin içerisinde aktif olarak faaliyet gösterdim. Gençlik kollarında çalıştım. Kendimi bildim bileli hukukçu olmadığım dönemlerde bile kendimi hep çocukların savunucusu gibi hissettim ve aktif bir şekilde derneklerin içerisinde faaliyet gösterim. Üniversitede aynı şekilde devam ettim. Avukat olduktan sonra kurullar ve dernekler içinde mücadeleme devam ettim. Galiba ömrümün sonuna kadar da devam edeceğim.

Yakın bir zamanda ANET’in hukuk müşavirliğine atandınız. Aynı zamanda Antalya Barosu Alanya Kadın ve Çocuk Hakları Kurulu Üyesisiniz. Bir siyasi parti teşkilatının yönetim kurulundasınız ve bir de derneğiniz var. Bu kadar yoğunluk sizi yormuyor mu?

Öncelikle ben kadın hakları savunucusuyum ve bir avukatım. içinde bulunduğum, çalıştığım kurumlar ve dernekler neticesinde siyasete de girmiş bulunmaktayım. Cumhuriyet Halk Partisini tercih etme nedenim de bu sanırım. Daha 1900’lü yıllarda kadın hakları mücadelesi vererek kadın haklarını yasal bir zemine oturtan partiden daha iyi bir parti yâda daha iyi bir platform bulamazdım. Biz, Gaye Coşkun’la beraber Kadın Haklarını Koruma derneğini kurduk, başkanımız Gaye Hanım. Antalya Barosu Alanya Kadın ve Çocuk Hakları Kurulu ile Kadın Haklarını Koruma Derneği her ne kadar birbirinden ayrı iki platform gibi görünse de aslında sonuç olarak birleştirdiğimiz noktalarımız var. Biz, Kadın ve Çocuk Hakları Kurulu’nda dava sürecinde ailelere destek oluyoruz, mağdurların yanında oluyoruz. Dava sürecinden sonra mağdurların ve mağdur ailelerinin istihdam edilmesi, sağlıklı psikolojilerini yeniden kazanmaları, iş istihdamı, eğitim gibi bir çok alanda yanlarında olabilme adına Kadın Haklarını Koruma Derneği’ni kurduk. Bu iki platform birbirlerinin eksikliklerini yamamlıyor gibi. Tabi ki yoğun bir çalışması temposu içerisindeyim ama işimi severek yapıyorum ve bunu yasal bir zemine taşıdığımız an karşılığını almak bana onur ve gurur veriyor. Bu yüzden bu çalışma temposu beni hiç yormuyor.

Antalya Barosu Alanya Kadın Hakları Kurulu, kadına şiddet ve çocuk istismarı davalarında gönüllü olarak çalışıyor. Kurul nasıl çalışıyor, size gelen her davaya bakıyor musunuz?

Baromuzun çeşitli kurulları var. Çocuk hakları kurulu, kadın hakları kurulu gibi. Bu kurulların içerisinde yer alan 20-30 kadar avukatız biz. Kadın hakları kurulu olarak kurulduk. Ancak bu bölgede ciddi oranda çocuk istismarı davaları var ve bize çok başvuru oluyor bize. Biz “Kadın Hakları Kurulu” olarak kurulduk ama çocuk hakları kurulu olarak evrilmeye başladık. Oturup, “Ne yapabiliriz?” diye düşündüğümüzde bu iki kurulu birleştirme kararı aldık. Biz artık Kadın ve Çocuk Hakları Kurulu olarak çalışıyoruz. Bize mağdur olan herkes başvuru yapabilir.

Mağdur veya mağdurun yakınları Alanya adliyesine gidiyor, adliye sekreterine bir formla beraber başvuruyor . Biz kurul olarak haftada 1 düzenli olarak toplantı yapıyoruz. Toplantıda başvuruyu arkadaşlarla değerlendiriyoruz Tabi ki her davayı kabul etmiyoruz. Gerçekten mağduriyeti olan insanların davalarını kabul etmeye
çalışıyoruz. Oy çokluğuyla ya kabul ediyoruz ya reddediyoruz.

“MAHKEME BAZEN YETKİMİZİ KABUL ETMEYEBİLİYOR”

Kabul edeceğimiz davayla ilgili aramızdan birkaç tane arkadaşımız yetkili kılınıyor, Antalya barosu bize o davayla ilgili yetki belgesi gönderiyor bu yetki belgesiyle biz davalara giriyoruz. Mahkemede yetki belgemizi kabul ettiği takdirde Antalya barosu Alanya Kadın ve Çocuk Hakları Kurulu olarak duruşmalara
devam ediyoruz. Mahkemeler bazen yetkimizi ret ediyor, bu açıkçası mağdurların daha çok mağdur olmasına sebep oluyor. Tabii ki bu durumda hemen pes etmiyoruz, vekâletname çıkartıp davalara devam ediyoruz ama bizim amacımız burada kadın ve çocukların mağdur olmaması, sosyal olarak onların korunmasını sağlamak ve bu
nedenle mahkemelerin bizim yetkimizi kabul edip bizi davaya müdahil etmeleri çok önemli. Bunun mücadelesini sürdürüyoruz.

“Kadına Fırsat Verilirse Tek Başına Devrim Yapar!”

Feminist misiniz? Sizce Feminizmi ’deki antipatik görünümünden çıkarmak gerekmiyor mu?
Feministim. Özellikle devletin kadın ve çocuğa karşı oluşturduğu negatif politikalarının içerisinde feminist olmak durumunda kalıyorsunuz. Özellikle hadi benim canım feminist olmak istedi feminist olayım diye tercih ettiğim bir durum değil bu. Yalnız Feminizmi doğru anlamak gerekiyor.
Feminizm çok yanlış anlaşılan, çok tartışılan bir kavram maalesef. “Feminizm” demek kadının insan olmasından kaynaklanan hakkını savunmak demek. Feminizm demek kadının erkekten üstün tutulması yada kadın erkekten üstün olsun diye verilen bir mücadele değil. Toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak bizim amacımız. Kadın ve erkek sosyal alanda, hukuki platformda, siyasette ve aklınıza gelebilecek her mecrada eşit hale gelebilmeli. Biz buna toplumsal cinsiyet eşitliği diyoruz. Dediğim gibi önce feminizmin doğru anlaşılması gerekiyor.

Çocuk istismarı ve kadın hakları ihlali konusunda Türkiye nasıl bir konumda?

Aslında bakarsanız dünyada şiddet artıyor, istismar artıyor tabi ki de Türkiye bunun içerisinde iyi yerlerde değil. Kadın hakları ihlali ve çocuk istismarı konusunda Türkiye’de ilk sıralarda yer alıyor maalesef. Oysa ki bizim birçok ülkeden önce şerhsiz olarak kabul ettiğimiz olağanüstü bir sözleşmemiz var adı İstanbul Sözleşmesi. Toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlayan, bütün kadına karşı ayrımcı politikaların önüne geçen, bunun için yasal önlemler almakla birlikte bu yasaların düzgün bir şekilde uygulanmasını sağlayan olağanüstü bir sözleşme. Yine 6284 sayılı aile içi şiddeti önlemeye yönelik bir kanunumuz var.
Bizim aslında yasal zeminimiz çok , yerli yerinde. Biz var olan kanunları, elimizdeki sözleşmeleri uygulatabilsek zaten hiç bir şeye ihtiyacımız kalmayacak. Elimizdeki kanuni malzemeyi kullanabilsek olayın %90’ını çözmüş oluyoruz. Evet mevzuat var ama mevzuatı uygulatmakla birlikte zihniyetin dönüşümünü de
sağlamamız gerekiyor.

Dürüst olarak cevap verecek olursanız, kadını toplumda geri plana iten sadece ataerkil düzen mi? Kadınlar da çoğu konularda geri planda kalmayı tercih etmiyor mu sizce?

Kadını geri planda bırakan devletin politikasızlığı yada devletin kadının yanında yer almayan politikası, buna bütün olarak devletin politikasızlığı diye söyleyebiliriz. Kadınlar mecburen içinde bulundukları durumdan dolayı şiddet görüyor, çocuğu istismara uğruyor. “Aman çevre duymasın, ailem ne der?” gibi psikolojik baskılarla bu şiddet döngüsünün içerisinden kadının çıkması zaten çok zor. şiddet döngüsünün içinden çıkamayan kadının toplumda geri planda kalmayı tercih etmesi gibi bir cümle kullanılamaz. Açıkçası kadın o aşamaya bile gelemiyor ki! Devletin politikasızlığından başka cevap veremeyeceğim açıkçası bu soruya ben. Hiç bir kadın toplumda geri planda kalmayı bilerek isteyerek tercih etmez. Kadına fırsat verilse çok güzel şeyler yapabileceğine eminim. Kadın devrim yapar tek başına.

Son zamanlarda oldukça artan çocuk istismarı konusunda ne söylemek istersiniz?

Aslında biz bir şeyi çözemiyoruz. Teknoloji ve iletişim sayesinde daha çok duyuluyor davalar, istismar vak’aları haberler yapılıyor, bizler duruşmalara giriyoruz, siz bunları haber yapıyorsunuz… Bu bölgede, özellikle Antalya, Alanya bölgesinde maalesef Türkiye’de ilk beşe girebiliyoruz.
Son 6 ayda 30’a yakın başvuru oldu bize ve bunun %70’i, %80’i bile diyebilirim çocuk istismarı ile ilgilidir. Çocuk istismarında biraz önce de söyledim cezaların artırılması, idam yada hadım hiçbir şekilde çözüm değil. Hatta idam ve hadım uygulanan ülkelerde bile bu konuyla ilgili geriye gidiş görünmemektedir.
Biz şu noktada kadın örgütleri olarak şunu düşünüyoruz. Toplumun çok acil bir şekilde rehabilite edilmesi lazım. Kreş hayatından başlayarak toplumsal
cinsiyet eşitliği dersleri verilmeli. Yine çocuklara din olgusundan uzak eğitimler verilerek kadın ve erkeğin eşit olabileceği, eşit haklardan faydalanabileceği, eşit eğitim alabileceği devlet politikaları üretmek ve çocukları bu alanda eğitmek lazım.

Toplumun her alanına eğitim camiasına, siyasi camiaya, sosyal hizmetlerden belediyesine kadar her alanda uzmanların toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimi vermesi lazım. Bir çocuk istismara uğradıktan sonra siz o insanı cezalandırıyorsunuz üç beş gün konuşuluyor olay bitiyor.
Yani suçun oluşmasını engellemeye çalışmak aslında en büyük savaş. burada biz bu nedenle çocuk istismarı konusunda öncelikle rehabilitasyondan yanayız, insanları eğitmek ve rehabilite etmek, meclisinde yine çocuk komisyonları kurmak ve bunlar için mücadele etmekle bir çok şey düzelecek.

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.